İbrahim Özdemir
Bir zamanlar her şeyi megabyte’larla hesaplardık. Şimdi ise 1 terabyte’lık sabit diskler mağaza raflarına çıkmış durumda. Şirketler ise petabyte’a geçtiler bile.
21. yüzyıl her şeyin kaydının tutulduğu bir çağ. Sensörler, kayıt cihazları her yerde. Kayıt cihazlarının sayısı artarken kayıt kalitesi de sürekli artıyor.
Eğlenceden, tıp endüstrisine, üretimden, eğitime tüm alanlarda giderek daha fazla veri toplanıyor. Bu veriler daha hızlı işleniyor, daha kolay paylaşılıyor, dağıtılıyor ve daha ucuza saklanıyor.
Terabyte kapasiteli veri depolama aygıtları neredeyse cebe girmek üzere. Bu şekilde gidilirse bilişim endüstri, on yıl içinde “kişisel petabyte” depolama kapasitelerini sunabilecek.
Sosyal ağlar, videolar, oyunlar ve dijital görüntü sistemlerindeki teknolojik atılımlar ilerisi için önemli bir gösterge: İnsanlar, giderek daha fazla şey depoluyor. Kullanıcılar kendileri, özellikle geçmiş yaşantıları ile ilgili her şeyi ileride yeniden kullanmak üzere bir yerlerde toplamayı seviyor. Bu da daha fazla video, daha fazla fotoğraf, daha fazla müzik demek.
Dijital fotoğraf makineleri ve dijital video kayıt cihazları bunun en bariz örnekleri. 10 yıl önce piyasadaki en kaliteli dijital kameralar 2-3 megapiksel çözünürlükte kayıt yapabilirken günümüzde giriş seviyesi dijital fotoğraf makinelerinde bile 8-10 megapiksel çözünürlükler standart hale gelmiş durumda. Üstelik 2007 yılında dünya üzerindeki dijital kameraların ve kamera özellikli cep telefonlarının sayısı bir milyarı geçti. Yine, dijital kameralar 10 yıl öncesinde çok düşük kalitede, büyük oranda sesssiz video kaydı yapabilirken günümüzde tüketici video kameraları yüksek tanımlı formatta kayıt yapabiliyorlar. Üstelik yüksek kaliteli stereo ses kaydı ile!
Kullanıcı içeriği giderek artıyor.
Web 2.0 sayesinde artık içerik büyük ölçüde kullanıcılar için, yine kullanıcı tarafından üretiliyor.
Kullanıcılar arası paylaşımın artması depolanacak verilerin miktarını da katladı. Sadece Youtube’un 100 milyondan fazla kullanıcısı var ve sadece YouTube üzerinden aylık 25 petabyte civarında veri transferi gerçekleştiriliyor.
YouTube’un sadece kullanıcı kayıt bilgileri 12 terabyte’lık bir alan kaplıyor.
Genişbant bağlantı teknolojileri sayesinde veri her yönden akıyor. P2P paylaşımına sahip olan kullanıcılar sevdikleri filmleri, müzik albümlerini, dizilerin onlarca, yüzlerce bölümlük arşivini indiriyor, hiç seyredemeyecek olsalar bile yine ilgi alanlarına giren ne varsa download etmeyi sürdürüyorlar. Onlarca gigabyte’lık film ya da müzik arşivleri seyredilmese de sabit disklerde yer kaplıyor.
Berkeley Üniversitesi 2002 yılında yaptığı bir araştırmada dünya üzerinde üretilen veri miktarının 5 exabyte’a ulaştığını tespit etmişti.
Beş yıl sonra, 2007’de IDC araştırma şirketi tarafından yapılan bir çalışma ise, dünyada sadece 2007 yılı içinde dijital olarak üretilmiş veri miktarının 281 exabyte’a yani 281 milyar gigabyte’a ulaştığını ortaya koyuyor. Bu rakam dünya nüfusuna bölündüğünde kişi başına düşen dijital veri miktarı 45GB!
IDC tahminlerine göre 281 exabyte’lık veri üretimi 2010 yılında dörde katlanacak ve 1.000 exabyte, yani 1 zetabyte seviyesine ulaşılacak. IDC’nin araştırmalarının ortaya koyduğu bir diğer çarpıcı gerçek ise, 2007 yılında dünya üzerindeki dijital veri üretim hızının, depolama kapasitesinin artış hızından daha fazla oluşu idi.
Terabyte’ları geçip petabyte’lardan bahsetmeye başlayınca büyük oyuncular devreye giriyor. Bu alandaki en önemli oyunculardan olan EMC, web sitesinde bir dijital veri sayacı bulunduruyor. EMC’ye göre 1 Ocak 2008’den Ağustos 2008’in son haftasına kadar üretilen dijital veri miktarı, 307 exabyte.
Hayatın Log’unu Tutmak Microsoft’un Ar-Ge departmanının emektarlarından Gordon Bell, 1999 yılından beri hayatındaki tüm dijitalleştirilebilecek verileri kaydediyor. Bell www.mylifebits.com adresinden ulaşılabilecek projesine, ünlü düşünür Vannevar Bush’un 1945 yılında yayınladığı bir makalesinde tanımladığı “memex” (hafıza genişletici - memory extender) cihazından ilham alarak girişmiş. Vannevar Bush, bilişim dünyasının tarihi anlatılırken sıklıkla atıfta bulunulan “As we may think” başlıklı makalesinde, memex’i, “bir bireyin tüm kitaplarını, kayıtlarını ve iletişimini kaydeden kişisel bir kayıt makinesi” olarak tarif ediyor.
Tabii Bush 1945 yılında insanın düşünmesini, hatırlamasını ve konuşmasını hızlandıracak bu cihazı daha çok mekanik bir sistem olarak düşünmüştü.
Bell’in projesinde, izlediği TV ya da radyo programlarını, telefon görüşmelerini, e-posta ve chat mesajlarını, kişisel ve işle ilgili tüm belgeleri, fotoğrafları, video kayıtlarını, bilgisayar kullanım loglarını, GPS tabanlı konum bilgilerini, günlük sesli ya da yazılı notları, internette ziyaret ettiği sayfaları, çok daha önemlisi tüm bunların birbirleriyle ilintilerinin kronolojik olarak kaydedilmesi sözkonusu. Bell bu proje ile gelecekte yaygınlaşabilecek yeni bir hayat tarzını da göz önüne seriyor.
Bell’e göre gelecekte insanlar kendilerine ait “geçmiş” verilerini başkalarına açabilecek, kendileri de başkalarının “log” bilgilerine erişebilecek.
Kişisel tarafta petabyte depolama çözümleri fazla uzak değil. Kurumlar için ise şu anda petabyte seviyesi çözüm sunan çok sayıda şirket var. Bu şirketlerde kurumsal depolama çözümleri ile özel departmanlar ilgileniyor.
Bu haber 26 kez okundu.