Yapay Zekâ ve Robotlar

Yapay Zekâ ve Robotlar
İbrahim Özdemir

Roman ve senaryo yazarlarına teşekkürler. Sayelerinde yapay zekâ, ‘sokaktaki adam’ tarafından dünyayı ele geçirecek korkunç kötücül bir tehlike olarak algılanmaya başladı neredeyse. Bizi sahiden yapay zekânın ve robotların kontrolden çıktığı, insanları esir alıp kendine köle ya da enerji kaynağı haline getirdiği bir gelecek mi bekliyor? Robotlar kuralların dışına çıkacak mı? İnsan hep efendi olarak mı kalacak? Yapay zekâ doğal zekâ’yı ne zaman sollayacak? Bir gün gözleri yaşaran robotlar da görecek miyiz? Bu konuda kafa yoranları bunlar gibi birçok soru bekliyor.

Bu soruları cevaplamadan önce yapay zekânın tanımını yapmak gerekiyor. Ondan önce gerekli bir şey daha var: Zekânın ne olduğunu anlamak. Fakat bu o kadar da kolay değil. Zira şu anda zekâ, bilinç ve düşünce gibi kavramlarla ilgili herkesin üzerinde uzlaştığı bir ortak tanım yok. Zekânın çok çeşitli açılardan pek çok farklı tanımı yapılıyor.

Türk Dil Kurumu’nun internet üzerinde kullanıma sunduğu Güncel Türkçe Sözlüğü, “zekâ” kavramını “insanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı, anlak, dirayet, zeyreklik, feraset” olarak tanımlıyor.

Bu tanımdan yola çıkılarak yapay zekâ, “bilgisayar yazılımları aracılığı ile düşünme, akıl yürütme, problemleri algılama ve sonuç çıkarma yeteneğini geliştirmek amacıyla yapılan çalışmaların tümü” şeklinde tanımlanabilir.Yapay zekâ çalışmaları temelde işte bu yeteneklere sahip “zeki” makineler ve zeki yazılımlar geliştirme amaçlı bilim ve mühendislik faaliyetlerini kapsıyor.

Bu alandaki araştırmacıların hedefi, öğrenebilen, sonuç çıkarabilen, bulunduğu ortamın farkında olabilen, amaçları doğrultusunda nesnelerle etkileşime girebilen, hesaplayıp değerlendirme, yorumlama ve karar verme becerilerine sahip yapay zekâ uygulamaları geliştirmek için çalışıyorlar.

Yapay zekâ konusunda yapılan araştırmalar 1940’lardan bu yana sürekli artan bir ivme ile gelişiyor. Bu süre zarfında insan zekâsını anlamak için yapılan çalışmalar yapay zekâ çalışmaları için de büyük ölçüde yönlendirici oldu. O zamandan bu yana çeşitli yaklaşımlar ve bunlara bağlı olarak birçok ekol oluştu.

Örneğin bazı araştırmacılar, insanın karşısına çıkan problemleri zekâsını kullanarak nasıl çözdüğüne bakılarak aynı yöntemleri izleyebilecek yazılım algoritmaları geliştirmek için çalışmayı seçtiler. Bazı araştırmacılar ise ortamın sunduğu problemlere odaklanarak rasyonel çözümler sunan bilgisayar sistemleri geliştirme yolunu seçtiler. Bu araştırmacılar insan zekâsının birçok duygusal, biyo-kimyasal ve psikolojik etkene bağlı olduğunu dolayısıyla bilgisayarlarla simüle edilmesinin imkânsız olduğunu savunuyorlardı. Aralarında yaklaşım farkları ve rekabet sözkonusu olsa da bu ekoller birbirlerine ilham vermeyi sürdürdüler.

Yapay zekâ alanındaki çalışmalar dönem dönem durgunluk ve hayal kırıklığına; bazen de büyük heyecan ve hareketliliklere sahne oldu.

TURING TESTİ:

İkinci Dünya Savaşı’nda Alman ordusunun haberleşmede kullandığı Enigma şifresini kırmayı başaran İngiliz matematikçi Alan Turing yapay zekâ konusunun öncüsü sayılıyor. Alan Turing savaş sonrasında kendini tamamen yapay zekâ alanındaki çalışmalarına adarken bir tez geliştirmişti.

Bugün kendi adı ile anılan bu tezegöre, bir insanla ve bir bilgisayarla belirli bir konuda yazışan bir kişi, karşısındakinin bilgisayar mı yoksa insan mı olduğunu anlayamıyorsa o bilgisayarın “zeki” kabul edilmesi gerekiyor. Turing’in bu fikri yapay zekâ çalışmalarını derinden etkiledi. Bugün de Turing testinde en başarılı olan yazılımlar bir ödül programı çerçevesinde teşvik ediliyor.Loebner ödülleri kapsamındaher yıl en başarılı olan yazılımın geliştiricilerine 100.000 dolar’lık bir ödül veriliyor.

Bir zamanlar teknik altyapı ile ilgili bazı performans kısıtlamalarının aşılması ile birlikte insanı yapay zekâya ulaşılmasının önünde bir engel kalmayacağı düşünülüyordu. Yıllar geçti, bilgisayarların kapasiteleri gelişti, işlem güçleri katlanarak arttı. Fakat yapay zekâ konusundaki bu gelişmelere paralel ölçüde bir patlama yaşandığı söylenemez.

Yapay zekâ genelde bilgisayar bilimleri alanına giren bir bilim dalı. Birçok farklı disiplinle yakın bir etkileşim içerisinde. Yapay zekâ ile dirsek temasında bulunan bu disiplinler arasında, mühendislik bilimleri, mekanik, matematik, psikoloji, dilbilim ve anlambilim (semantik) dalları ilk sıralarda sayılıyor. Yapay zekâ konusuna getirilen eleştirilerden biri de bilgisayarların ancak belirli komutları yerine getirebilen hesaplama makineleri oldukları gerçeğinden yola çıkıyor. Bazı bilim adamları ve düşünürler bundan hareketle bilgisayar tarafından yapılan hesaplamalara “düşünce” ya da zekâ denemeyeceğini, bir bilgisayarın “kendisinin” asla farkında olamayacağını iddia ediyorlar. Temel itiraz makinelerin kendi varlıklarının farkında olmamalarına dayanıyor. Bazı araştırmacılar ise insanın duygu ve düşüncelerinin bütünüyle beyinde gerçekleştiğini, beyindeki nöron ağlarının çalışma prensiplerinin bilgisayar ortamında simüle edilmesiyle insandan farksız sistemlere erişilebileceğini iddia ediyorlar.

Araştırmacı John Searle tarafından geliştirilen argümana göre, yapay zekâ mümkün değil. Hiç Çince bilmeyen bir kütüphane görevlisine Çince karakterleri nasıl işlemesi gerektiğine dair eğitim verilse ve bu görevli tek kelime Çince anlamadığı halde kendisine verilen karakterlere göre kütüphaneden ilgili metinleri bulup çıkarsa o görevlinin Çince bildiği söylenemez. Searle, bu argümandan yola çıkarak bilgisayarların sadece sembolleri işlediğini, “anlamasının” sözkonusu olmadığını savunuyor.

YAPAY ZEKÂ UYGULAMALARI

Aslında günümüzde biz pek farkında olmasak bile yapay zeka birçok alanda önemli görevler üstleniyor.Örneğin, modern yolcu uçakları kalkıştan inişe kadar tamamen yapay zekâ kontrolünde uçuş yapabiliyor. Yakın gelecekte web yapay zekânın etkisini en fazla hissettireceği alanlardan biri olacak. Giderek artan içerik ve siteler arasında en uygun içeriği bulmak için yapay zekâya önemli roller düşecek. Semantik Web de büyük ölçüde yapay zekâ uygulamaları üzerinde yükselecek. Web’de verilerin tasnif edilmesi ve kullanıcının aradığı bilgilerin derlenip sunulması yapay zeka sayesinde olacak. İşte günümüzde yapay zekâ araştırmaları sonucu günlük hayatımıza giren bazı uygulamalar:

Uzman sistemler: Gerçek hayattaki olaylarla ilgili çok büyük verileri işleyip kararlar veren bilgisayar sistemleri. Günümüzde özellikle iş dünyasında yoğun bir şekilde kullanılıyor. Finans ve meteoroloji tahminleri gibi birçok alanda karar alma süreçlerinde uzman sistemler önemli roller üstleniyor.

Yapay sinir ağları: İnsan beynindeki nöron ağları model alınarak geliştirilmiş yapay zekâ sistemleri. Beyindeki sinir ağlarında var olan milyarlarca bağlantıya karşın, yapay sinir ağlarındaki bağlantı sayısı şu an için kıyaslanamayacak ölçüde kısıtlı. Hesaplamaya dayalı, öğrenebilen bir yapı, eğitilebilen bir yapı olan yapay sinir ağları ses tanıma, doğal dil işleme ya da optik karakter tanıma yazılımları gibi alanlarda iyi sonuçlar veriyor. İnsan beynini inceleyip onu bilgisayar ortamında basit de olsa simüle ederek “insansı” bir zekâ yapısı geliştirmek konusunda daha alınacak çok uzun bir yol var. Bu çalışmalar sonunda kendi kendine öğrenebilen sistemlerin geliştirilmesi hedefleniyor.

Konuşma çeviri ve doğal dil işleme çözümleri: Bir dili anlayabilecek şekilde geliştirilmiş bilgisayar programları. Ses tanıma özelliği dili anlamaz, sadece işitileni yazıya çevirirken doğal dil işlemede belirli oranda anlama ve yorumlama da sözkonusudur. Kubrick’in 2001 Bir Uzay Macerası filminin ana karakteri olan, doğal dil işlemenin de ötesine geçip dudak okuma yapabilen “duygusal bilgisayar” HAL’in 1997’de piyasaya çıkacağı öngörülmüştü. Fakat henüz en gelişmiş bilgisayarlar bile HAL’in çok çok gerisindeler.

Bulanık mantık, siyah-beyaz, doğru-yanlış ya da evet-hayır dışındaki seçenekleri, yani gri tonları da görebilen, bu ara değerleri matematiksel olarak tanımlayıp işleyebilen mantık türü. Günümüzde birçok alanda kullanılıyor. Tamamen bulanık mantık temeline dayalı yapay zekâ sistemleri ile çalışan metro ağları bile var.

Bilgisayar oyunları: Oyunlar, yapay zekânın kendini en iyi gösterebildiği alanların başında geliyor. Satranç oyununda bir yapay zekâ uygulamasının insanları ilk kez yendiği tarih 1958. Bir bilgisayarın dünya satranç şampiyonunu yendiği tarih ise 1997. IBM’in saniyede 100 ile 200 milyon farklı hamle “hesaplayabilen” süperbilgisayarı Deep Blue Kasparov’u yenmişti. Fakat satranç gibi oyunlarda çok başarılı olan yapay zekâ, nispeten basit olan go ya da tavla gibi oyunlarda insanlar karşısında şimdilik o kadar da başarılı sayılmıyor.

Robot yazılımlar: Başkaları tarafından yapılan bazı görevleri devralan ve kendi kendilerine çalışan yazılımlar. Bilgisayar kullanıcısının ilgi alanlarını öğrenip internetteki çeşitli kaynaklardan sadece o alana girebilecek bilgileri bulup derleyen yazılımlar da birer yapay zekâ uygulaması olarak kabul ediliyor.

Online Sohbet Botları: Bu sohbet yazılımları, Turing testine dayanıyor. Basit bir arama ile internet üzerinde yüzlerce farklı sohbet botuna ulaşmak mümkün. Başarılı örneklerde karşıdakinin insan mı yoksa bilgisayar mı olduğunu anlamak giderek daha da zorlaşıyor. Ülkemizde de bu alanda bazı çalışmalar var. Örneğin Merveyitavla.com sitesindeki sohbet uygulaması yapay zekâ üzerine kurulu. Web tabanlı bir sohbet yazılımı. Bu bot yazılımlarının amacı konuşmaya mantıklı cevaplar vererek karşısında bir insanın olduğu hissini vermek. Bu uygulamalar web sitelerinde müşteri hizmetleri ve teknik destek servislerinde kullanılıyor.

SIRADA “KİŞİSEL ROBOT” MU VAR? Bill Gates Ocak 2007’de Scientific American dergisinde yayınlanan bir yazısında yakın bir gelecekte her evde bir robot olacağını öngörmüştü. Gates robotik alanında gelecekte büyük gelişmeler olacağını söylüyor, kişisel bilgisayar devriminden sora şimdi de bir “kişisel robot” devriminin eşiğinde olduğumuzu haber veriyordu.



Bu haber 23 kez okundu.
Arkadaşına öner  
Yazdır
 
 
 
 
Bu Yazara Ait Son 10 İçerik :
Exper'den çocuklara özel notebook: BilgePisi
Dünyaları depolamak: Petabyte çağı
TTNET abonelerine Casper fırsatı
Geleceğin Teknesi Volitan
Yapay Zekâ ve Robotlar
Dünyanın ilk açık depolama çözümleri
Yeni Casio Saatler Geldi
'ADSL abone sayısı 15 milyon olmalı'
Etiketler
altyapı(1) ar-ge(5) bülten(1) digital marketing(5) donanım(1) etkinlik(2) girişim(4) güvenlik(2) internet(8) kablosuz(2) marketing(10) mobil(6) otomobil(0) sektör(11) tasarım(2) telekom(0) yazılım(4) yeni ürün(3)
Yorum Ekle
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.